Neo-osmanlilar.com
Sitesini Google'de ara  


PEYGAMBERLER

www.yeniosmanlilar.net



SELÇUKLU TUĞRUL BEY
BATI TÜRK DEVLETİN
BİRİNCİ SULTANI




OSMANLI PADİŞAHLARI




CENNET TÜRKİYEM






KİTAPLAR





EZAN SAATİ



İSTİKLAR MARŞI

''Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül!
Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal, Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çilgin bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar. "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın! Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vaadettigi günler Hakk'ın; Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı! Düşün altında binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı; Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şuheda fışkıracak, toprağı sıksan şuheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden ilahi, şudur ancak emeli; Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli! Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder varsa tasım; Her cerihamdan, ilahi, bosanıp kanlı yaşım, Fıskırır ruh-i mücerret gibi yerden naşım; O zaman yükselerek arsa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal; Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal! Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal. Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal!''

(Mehmet Akif Ersoy)

Anasayfa
TÜRK DEVLETİ - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ DÖNEM BAŞKANI


DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU: TURKEY'S FOREIGN POLICY VISION


Türk BİrlİĞİ Projesİ - Yenİ Selçuklu Projesİ

1957 senesinde Batı Almanya, Fransa, Italya, Benelüks ülkeleri Belçika, Hollanda ve Lüksemburg Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu oluşturdular. Bu kuruluş üyeliğini ve işbirliğini genişleterek zamanla bugünkü açık sınırlardan oluşan Avrupa Merkezi Devlet Birliği’ne (AB) dönüştü.

1985 senesinde Türkiye, Turgut Özal’ın başbakanlık döneminde (1983-1989), İran ve Pakistan ile anlaşıp bir alternatif Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) kurdu.

1992 yılında, Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlık döneminde (1989-1993), Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan'ın da katılmasıyla 10 üyeli bir bölgesel ekonomik işbirliği örgütü haline geldi.

10-11 Mart 2009 tarihlerinde, Tahran Sadabat Sarayı'ndaki zirveye, Özbekistan ve Kazakistan dışında bütün ülkeler cumhurbaşkanı veya devlet başkanı düzeyinde katıldılar. Özbekistan meclis başkanı, Kazakistan ise başbakan düzeyinde zirvede yer aldı. Zirveye Irak, Katar ve Suriye de davet edildi.

Bu tarihi zirve medya’ya fazla yansımamış olsada, tarihcilere ve tarih sevenlere Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye, İran, İrak ve Afganistan arasında, 8 Temmuz 1937’de Tahran’da Sadabat Sarayı’nda imzalanan dörtlü paktı hatırlattı. (Sadabat Paktı)

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT)
Economic Cooperation Organization (ECO)

Mustafa Kemal Atatürk’den 47 sene sonra, Türkiye’nin yeniden Selçuklu ve Osmanlı bölgelerinde açıktan etkin olması, 1992 senesinde devletimizin dış politikasını ilk kez “Neo Osmanlı“ olarak adlandırılmasına vesile oldu. Bu gelişme zaman zaman yavaşlasada 2000 tarihi sonrası yeniden hız kazanarak, 1000 senelik mazisi olan Bati Türk Devleti"'ni gerçek hedefine doğru ilerletti. Bu tarih yazan açılımı herhangi bir siyasi partiye veyat sivil toplum kuruluşuna mal etmek yanlış olur. Bu Türkiye'nin B-Planı olarak bilinen hedef Avrasya Merkezi Devlet Birliği. Bu yeni oluşuma istiyenler siyasi görüşlerine göre, Büyük Türk Birliği veyat Yeni Selçuklu Birliği de diyebilirler, çünkü bu yeni birliği içeren devletlerin sınırları Büyük Selçuklu İmparatorluğun toprakları üstünde buluşuyor. Aynı zaman bu birlik bir Şii-Sünni Birliği olduğundan dolayı, herkezin sevdiği Ali ismini kullanarak bu birliğe "Hazreti Ali Nişanı" da diyebiliriz. Bu Yeni Selçuklu Projesi Türkiye Cumhuriyeti'nin Hicri 90ıncı doğum gününe yani 22 Şubat 2011 tarihine kadar tamamlanmış olması bekleniyor.

Devletimizin yeni oluşumlar peşinde koşması ve bu yolda ciddi bir mesafe kat etmiş olması, Müslüman olmıyan tüm devletleri ve milletleri korkutuyor. Hele hele Yeni Bizans veyat Büyük İsrael hayalı kuranlar, bu Yeni Selçuklu oluşumunu engellemek için ilk aşamada Türkiye ile Irak’ı, sonra Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek istediler. Bu mümkün olmadı. Şimdi Yeni Selçuklu birliği oluşturan ülkelerde iç çatışma çıkarıp, birlik ve istikrarı zedelemeye çalışıyorlar. İran’da uzun yıllar sonrası iç çatışmalar görünmeye başladı. Buna karşı Avrasya devletleri ortak akıl ile beraber çalışıp, her ihtimal’e karşı hazır bulunmaları gerekiyor.

Aynı güçler bir yandan yıllardır aşırı dinci kesime Atatürk düşmanlığı aşılayıp, böylece devlet-i ebed müddet fikrini öldürmeye çalışırken, öbür yandanda Müslüman Türkiye’de bazi kesimlere sahte Atatürkcülük yaptırıp, Alevi-Sünni tartışması oluşturup, milletimizi ve dinimizi yıpratmak istiyorlar. Başka taraftanda aşırı milliyetcilik ve ırkcılıp besleniyor ki, hedeflenen birlikler gerçekleşmesin. Bu bazen öyle trajikomik hal alıyorki, bir aşırı ırkcı Türk ve aşırı ırkcı İsrael'li, arap düşmanlığı fikrinde birleşip işbirliği yapabiliyor. Burda kim kimi kandırıyor veyat kim kimi kullanıyor, bunu iyi bilmek gerek. Gençlerimiz artık bu tuzakları iyi tanıyıp, sağlam temeller üzerinde yürümelidir ki, ne Türkiye'de nede İran'da 1979 dönemi yeniden yaşansın.
devamı...



Yeni Osmanlilar Dernegi, Yeni Osmanlılar, Yeni Osmanlı Neo Osmanlilar, Neo Osmanlılar, Neo Osmanlı, Yeni Osmanli, Neue Osmanen, New Ottomans, Yeni Genc Osmanlilar, Genc Turkler, Genç Türkler, Genc Turk, Genç Türk, Young Ottoman, Young Ottomans, Osmanli Ahlaki, Osmanli hayati, Osmanli kültürü ile ilgili yazilar, osmanli, yeni osmanlilar, yeni osmanlilar dernegi
İslam BİrlİĞİ Projesİ - Yenİ Osmanli Projesİ

Türkiye, İslam dünyasının büyük bölümünü asırlar boyu yönetmiş olan büyük Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçısı olarak, 21. yüzyılda İslam dünyasını yeniden düzenleme çabalarının baş aktörü olmak durumundadır. Sözünü ettiğimiz Neo-Osmanlı Birlik, Türkiye Cumhuriyeti'nin liderliğinde kurulmalıdır.

Soğuk Savaş'ın bitiminden bu yana dünyada çok ilginç bir süreç yaşanmaktadır. Eskiden siyasi ideolojilere göre belirlenmiş ve bölünmüş olan milletler, çok daha temel bir kritere, "kimlik" kriterine göre düşünmeye ve şekillenmeye başlamaktadırlar. Samuel Huntington'ın ünlü "Medeniyetler Çatışması" tezinde tespit ettiği gibi, artık en önemli unsuru din ve kültür olan "medeniyet" kavramı yükselmektedir. (Huntington'ın farklı medeniyetler arasında çatışma öngörmesi yanlış, fakat bu medeniyetlerin yükselişi konusundaki tespiti doğrudur.)

Bu sürecin en belirgin örneğini, Avrupa Birliği'nde görmek mümkündür. Eskiden kapitalist ve komünist blok arasında bölünmüş olan Avrupa devletleri, artık temeli ortak Avrupa kültürü olan Avrupa Birlişi çatısı altında birleşmektedirler. Bunun ekonomik ve siyasi avantajları sayılamayacak kadar çoktur; bu birlik sayesinde Avrupa dünyanın tümüne yön verecek büyük bir global aktör olarak sahneye çıkmaktadır.

İleriyi görebilen yorumcuların tespit ettiği çok önemli bir gerçek ise, 21. yüzyılda gerek Avrupa Birliği'yle, gerek ABD'yle, gerekse tüm diğer medeniyetlerle dost, ama onlardan farklı bir kimlik ve kültüre sahip bir başka medeniyetin kaçınılmaz olarak yükseleceğidir. Türk-İslam coğrafyasında yükselecek olan bu medeniyete, aynı coğrafyayı asırlar boyu büyük bir başarıyla yöneterek dünyanın tek büyük süper gücü olmuş olan Büyük Osmanlı İmparatorluğu'ndan hareketle, "Neo-Osmanlı Medeniyet" diyebiliriz. Bu medeniyetin kuracağı siyasi yapı ise "Neo-Osmanlı Birlik" olacaktır.

Bunu mümkün kılan çeşitli etkenler vardır. Öncelikle, Kuzey Afrika'dan Ortadoğu'ya, Anadolu'dan Kafkasya'ya kadar dev coğrafyada, ortak bir İslam inancına ve kültürüne bağlı halklar yaşamaktadır. Bu halkların kutsal değerleri, adetleri, gelenekleri, görenekleri büyük ölçüde birbirine benzer. Farklı lisanları konuşsalar da, kültürel olarak aynı "dil"de düşünürler.

Bu halkların birbirlerinden koparak ayrı ve hatta kimi zaman birbirine rakip devletlere bölünmesi ise, 20. yüzyılın başlarından itibaren süregelen bir takım siyasi dayatmalar neticesinde olmuştu. Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalayan Avrupalı devletler, dev imparatorluktan onlarca farklı küçük devletler oluşturmuşlardır. Bu devletler arasında çıkan yapay ihtilaflar, yüzyılın ikinci yarısındaki Soğuk Savaş ile perçinlenmiş, gerçekte Batı medeniyeti içindeki bir kamplaşma olan kapitalizm-komünizm çatışması, İslam dünyasına ihraç edilmiştir.

Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte ise, bu yapay kamplaşma sona ermiş bulunmaktadır. Bu sayede eskiden aralarında aşılmaz sınırlar veya tarihi husumetler bulunan Müslüman ülkeler birbirleriyle sıcak ve dostane ilişkiler geliştirmektedirler. Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetlerle kurduğu kardeşlik bağı ve Suriye gibi komşularıyla geliştirdiği sıcak ilişkiler, bunun örnekleridir. Irak'taki Saddam diktatörlüğünün yıkılmasını ise, Soğuk savaş devrinden kalma habis bir urun temizlenmesi olarak değerlendirmek gerekir; bu da eski Selçuklu ve Osmanlı coğrafyası için son derece olumlu bir gelişmedir.

Tüm bunlarla birlikte, Avrupa Birliği benzeri bir "Neo-Osmanlı Birlik" için gerekli şartlar ortaya çıkmış durumdadır.



Yeni Osmanlilar Dernegi. Yeni Osmanli, Neue Osmanen, New Ottomans, Osmanli ekonomisi, Osmanli Ahlaki, Osmanli hayati, Osmanli kültürü ile ilgili yazilar, osmanli, yeni osmanlilar, yeni osmanlilar dernegi, osmanlilarda ekonomi, osmanli padisahlari, ottoman, osmanli kültürü, sanat, hikaye, çini, ebru
UluslararasI Türk DünyasInIn İslamİyete KatkIlarI Sempozyumu




Hz. Peygamber’den nakledilen muhtelif hadislerde pek yakında çıkacak olan Kantura oğullarından bahsedilmiş, bu toplumun Müslümanları Irak topraklarından sürüp çıkaracaklarını haber vermiş, bazı tarıklarda mülk ve saltanatı ümmetinin elinden ilk çekip alacak olanlar olarak belirtilmiş, hatta Dicle denilen yere konaklayacakları dile getirilmiş, bazılarına göre Basra’ya, bir baska tarıkda Horasan ve Sicistan halkını önlerine katıp süreceklerinden bahsedilmiştir. Bazı hadislerde de Kanturaoğullarının bu ümmetin idaresini uzun süre ellerinde tutacağından söz edilmiştir. Hadis-i Şerif otoriteleri, bundan kastın Türkler olduğunda hemfikirdirler. Kaynaklar tarandığında Kantura'nın, Hazreti İbrahim'in hanımlarından birinin adı olduğu görülür. İbrahim aleyhisselamın bilinen üç hanımı vardır. Sare, Hacer ve Kantura... Bunlardan Sare; Hz. İshak'ın, Hacer; Hz. İsmail'in, Kantura da altı erkek evladın annesidir.

Tevrat'ta Hz. İbrahim'in babası olarak geçen Terah adının, Turhan veya Herodot'ta geçen TYRRHEN kelimesiyle ilgisi kurulmuştur. Terah, Eber'in torunlarındandır. Kaldı ki, İslam'da Hz. İbrahim'in babasının adı Azer (Hazar-Azeri) olarak bilinir. Hz. İbrahim'in karısı Sara, cariyesi Hacer'den başka Ketura (Kantura) adında bir eşi daha vardı. Bu kelimenin Han-ı Turan ve Hanım Turhan (Türk Hakanının kızı) anlamına geldiği belirtilmektedir. İslam'ın ilk dönemlerinde müslüman olan Türkler, "İbrahim atamız, İsmail amcamız" derler, böylece Kantura'nın oğullarından geldiklerini belirtmek isterlerdi. Tevrat metni “İbrahim bir kere daha evlendi, onun bu yeni karısının ismi “Ke-tu-rah” idi” şeklindedir.

Nitekim Tevrat’ın bildirdiğine göre Hz. İbrahim, hanımları Hacer ve Sare’nin ölümünden sonra “başka bir kadın daha aldı, onun adı Ketura idi. Ona, Zimran’ı, Yokşan’ı, Medan’ı, Midyan’ı, Yişbak’ı ve Şuah’ı doğurdu.” Hz. İbrahim İsmail’e yüklediği misyon görevi ile Mekke’ye gönderdiği gibi, bu evlatlarını da vahdaniyeti yaymaları için çeşitli bölgelere gönderir.
devamı (sayfa 233)...
Yeni Osmanlilar Dernegi. Yeni Osmanli, Neue Osmanen, New Ottomans, Osmanli ekonomisi, Osmanli Ahlaki, Osmanli hayati, Osmanli kültürü ile ilgili yazilar, osmanli, yeni osmanlilar, yeni osmanlilar dernegi


Maveraunnehİr: IssIk Kurgan YazIsI

Issık Kurgan, Kazakistan'da Almatı'nın 50 km doğusunda Issık Göl (Esik Kasabası) yakınlarında bir taş yığma mezardır. Bu mezarın içinden, altın elbiseli bir adam ve bu adama ait olduğu sanılan 400 parça saf altın eşya çıkmıştır. Adamın ceketi de altından iplikle dokunmuştur ve eşsiz güzellikte bir hazinedir. Ancak bu altınlardan çok daha kıymetli bir hazine de; mezarın içindeki yepyeni ve son derece ihtişamlı altın eşyalara muhalif olarak mezardan çıkan mütevazi, büyük ihtimalle kullanılmış ve sapı da kırılmış olan bir gümüş kaşık (aslında küçük bir kepçe) üzerinde, Göktürk Alfabesi harfleriyle yazılmış olan iki satırlık yazıdır. Yazının, Göktürk harfleriyle bire bir uyuşması ve bölgenin de Türkler'in anayurdu olması, mezarın bir Türk'e ait olduğunu ve yazının da Türkçe olduğunu düşündürmüştür.

Issık Kurganı'ndaki yazı aşağıdaki resimdedir. Resim orijinal kaşığın üstünden çekilmiş:


Bu yazı, M.Ö. 500 veya 400 civarından kaldığı söylenen iki satırlık yazıdır. Kullanılan harfler Göktürk Yazıtları'ndaki harflere son derece benziyor. Bu bakımdan bu yazının Türkçe olma ihtimali çok yüksek. Zaten mezarın içinden çıkan eşyalar da bunu gösteriyor. Yani mezar bir Türk soylusuna ait olabilir, hatta hiç kimsenin bundan şüphesi yok.

Mezardan binlerce parça saf altından yapılmış eşya çıkmıştır ve bu eşyalar yepyeni ve çok kaliteli. Hatta altını ip haline getirip dokuyarak ceket yapmışlar. Lakin bunların hepsinden daha önemlisi sapı kopmuş bir gümüş kaşık üzerindeki iki satırlık yazıdır. Çünkü M.Ö. 400-500 yıllarından kalmış olan bu mezardan çıkan bu yazı en az 2400 yıllık. Bu, Türkçe'nin yazılı tarihinin çok eskilere dayandığını göstermeye yeter. Ama acaba bu kaşığın içinde ne yazıyor?
devamı...


Turk BayraĞİ


Turk BayraĞİ


Yeni OSMANLI

 
Yeni Osmanlı gurubu


İletişim

Facebook Forumu
Ottoman Studies

Yazarlarımız

Berkant Göksel
Berkant Göksel

Sadık Müfit Bilge
Sadık Müfit Bilge

Hayati Bice
Dr. Hayati Bice

Ekrem Şama
Ekrem Şama


Önemli Sözler

''Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir.
Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir.'' (Ahilik)

''Mal cimride, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa düzen bozuktur.'' (Hz.EBUBEKİR)

''Acele Şeytan işidir.
Ama beş yerde öyle değildir; Misafire yemek yedirmekte, namazı vaktinde kılmakta, tövbe etmekte, kız evlâdı evlendirmekte, ölüyü defnetmekte.''
(Hâtem-i Esam)

''Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı.''
(Mevlana)

''Savaşı sonunda zafer olduğu için seviyorum.''
(Alparslan)

''Hiç bir şey icat edilmedi, yeniden keşfedildi.''
(Rodin)

''Affetmek, intikam almaktan daha iyidir.'' (Pittakos)



Ahİlİk İlkelerİ

- İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak,

- İşinde ve hayatında, kin, çekememezlik ve dedikodudan kaçınmak,

- Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak,

- Gözü, gönlü ve kalbi tok olmak,

- Şevkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst olmak,

- Cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak,

- Küçüklere sevgi, büyüklere karşı edepli ve saygılı olmak,

- Alçakgönüllü olmak, büyüklük ve gururdan kaçınmak,

- Ayıp ve kusurlarını örtmek, gizlemek ve affetmek,

- Hataları yüze vurmamak,

- Dost ve arkadaşlara tatlı sözlü, samimi, güleryüzle ve güvenilir olmak,

- Gelmeyene gitmek, dost ve akrabayı ziyaret etmek,

- Herkese iyilik yapmak, iyiliklerini istemek,

- Yapılan iyilik ve yardımı başa kakmamak,

- Hakka, hukuka, hak ölçüsüne riayet etmek,

- İnsanların işlerini içten, gönülden ve güleryüzle yapmak,

- Daima iyi komşulukta bulunmak, komşunun eza ve cahilliğine sabretmek,

- Yaradandan dolayı yaratıkları hoş görmek,

- Hata ve kusurları daima kendi nefsinde aramak,

- İyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak,

- Fakirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan şeref duymak,

- Zenginlere, zenginlişinden dolayı itibardan kaçınmak,

- Allah için sevmek, Allah için nefret etmek,

- Hak için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmamak,

- Emri altındakileri ve hizmetindekileri korumak ve gözetmek,

- Açıkta ve gizlide Allah'ın emir ve yasaklarına uymak,

- Kötü söz ve hareketlerden sakınmak,

- İçi, dışı, özü, sözü bir olmak,

- Hakkı korumak, hakka riayetle haksızlığı önlemek,

- Kötülük ve kendini bilmezliğe iyilikle karşılık vermek,

- Bela ve kötülüklere sabır ve tahammüllü olmak,

- Müslümanlara lütufkar ve hoş sözlü olmak,

- Düşmana düşmanın silahıyla karşılık vermek,

- İnanç ve ibadetlerinde samimi olmak,

- Fani dünyaya ait şeylerle öğünmemek, böbürlenmemek,

- Yapılan iyilik ve hayırda hakkın hoşnutluğundan başka bir şey gözetmemek,

- Alimlerle dost olup dostlara danışmak,

- Her zaman heryerde yalnız Allah'a güvenmek,

- Örf, adet ve törelere uymak,

- Sır tutmak, sırları açığa vurmamak,

- Aza kanaat, çoğa şükür ederek dağıtmak,

- Feragat ve fedekarlığı daima kendi nefsinden yapmak