Yeniosmanlilar.net
Sitesini Google'de ara  



Anasayfa arrow Biz kimiz?
Advertisement
Bİz kİmİz? PDF Yazdır E-posta

Kız Kulesi

Biz dünkü Osmanlının bugünkü torunları olan Yeni Osmanlılarız. Dünyaya ilan ederiz, biz onlarız ve gelecekte onlar gibi olacağız. Ya Allah! Bismillah! Allahu Ekber!
Biz mazisiyle övünen, mazisindeki şan ve şerefi yaşatmak azmiyle yürüyen Yeni Osmanlılar Alperen ruhu taşıyan, örnek, önder ve öncü olan ve olmak istiyen gençlere hitab ederiz. Hedefimiz 600 sene İslamın sancağını taşıyan, şanlı ecdadımızın kutsal mirasına sahip çıkacak gençlerle yeni ufuklara doğru, yeni bir Osmanlı'ya doğru el elle kardeşce yol almak ve Kanturaoğulların Devlet-i Ebed Müddet ülküsünü yeniden canlandırmak. Bu bizlere Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi ve sellemden ve atalarımızdan kalan kutsal bir emanet.

Hadislerde Kanturaoğulları’nın Araplardan sonra İslam’a sahip çıkacağı ve hizmet edeceği belirtilir. Zira gerçekten Kanturaoğulları yani Türk milleti kazandığı yüksek mertebeyle insanlara efendilik etmiş, İslam’la karşılaşınca da hasretle beklediği vazifeyi bulmuş, irşad ve tebliğe İslam adına devam etmiştir.

Nitekim, Karahanlılar’dan Gazne’ye, Selçuklu’dan Osmanlı’ya devreden bu bayrak, hadislerde ifade edildiği üzere artık Kanturaoğulları’nda kalmıştır. Bunu hatırlamamız gerek. Biz onlarız ve gelecekte onlar gibi olacağız. Çünkü tapu Osmanlının üzerinden silinmemiştir. Gerçi isimde değişmiştir ama o tapu hala Osmanlının üzerinde yazılıdır. Ve ümidimiz odur ki olan ve olusan Yeni Osmanli cemiyetleri İslamın uyanmasına vesile olacaktır. Osmanlının vazifesi henüz 700 yılda bitmiş değildir. Vaktin sahibi gelecektir, Peygamber müjdesidir bu. Bizim dağınıklığımızı toplayacak olan isim Yeni Osmanlılardır. Yeni Osmanlılar isminde toplanabilmeliyiz.

Bir toplumun geleceğe ait bir hedefi, bir ufku, bir vizyonu yoksa o toplum, ömrünü tamamlamak üzeredir ve kisa sürede tarih sahnesinden silinme durumuyla karşı karşıya demektir. Tarih ve yeraltı böyle nice ibret belgesiyle doludur. Vizyonu olmayan milletler, yaşama azmini kaybederler. Yaşama azmini kaybeden milletleri ise toprak yutar.

80 sonrası milletimize böyle bir vizyon verilmemişti. Bu dönem içindeki en büyük vizyonumuz, AB'ye eklemlenmekti. Tarihin hiçbir döneminde bir oluşuma eklemlenenin geleceği şekillendirdiği görülmemiştir. AB'ye eklemlenmek bir vizyon, bir perspektif olamaz; olsa olsa en iyi ihtimalle vizyona ulaşmada araç olabilirdi. Şimdi o da mümkün değil.

Vizyon, sadece bir uzak görüşlülük değildir. O ayni zamanda hedef tayinidir; geleceğe yön verme iddiasıdır. Bugünden iddiası olmayan milletler, gelecekte belirleyici olamaz; yön verip geleceği şekillendiremezler. Geleceğin nasıl şekilleneceği bugünkü vizyonunuza bağlıdır. Bizim yapacağımız budur. Bugünden geleceğe hazırlanmaktır.

Belli sorumluluklar üstlenmiş insanlar, içinde yaşadıkları zaman diliminde çok başarılı olabilirler; bütün mevkileri elde etmiş, bütün sıfatları kazanmış olabilirler; ancak, geleceği görememiş ve yorumlayamamışlarsa, daha da önemlisi toplumun geleceğinin inşasına katki sağlayamamışlarsa tarih, onlari hiçbir sorumluluk üstlenmemiş kişiler gibi sıradan olarak kabul eder. Buna karşılık, sorumluluk üstlendikleri dönemde zamanın gecerli sıfat ve makamlarını tam olarak elde edememiş kişiler, eğer geleceği algılayabilmiş ve inşasına katkıda bulunmuşlarsa tarih, o tarz kişileri "önder" olarak sayfalarına kaydeder.

"Önder" kişi, "hal"le yetinmeyendir. "Hal"den ders çıkarıp geleceğin yoluna taş döşeyendir. Bu yol oldukca uzundur; vuslatsızdır; bilinmezdir; zahmetlidir; bazen yıllarca değil, yüzyıllarca sürebilir; bazen bir değil, birden çok önderin taş döşemesi gerekebilir. Bu yolu insan ömrüyle millet ömrünü ayirt edebilenler, fark edebilir. İnsan ömrünün oldukca kısa, millet ömrünün ise oldukca uzun olduğunu fark edenler, bu çileli, bu bilinmez, bu vuslatsız yolun yolcusu olabilirler.

Aceleci olan, sabretmesini bilmeyen bu yola giremez. Öfkeli olan, kibirli olan, akıl ve bilgiyi esas almayan bu yolun yolcusu olamaz. Geleceğin inşası, tarihin bütün dönemlerinde ancak gençlikle, gençliğin eğitimiyle mümkün olmuştur.

Gençliğin inşası, milletin inşasıdır.

Gençliğin inşası milletin geleceğinin inşasıdır.

Gençliğin inşası zamanın inşasıdır.

Gençliğin inşası zamanla milleti uyumlu hale getirmenin inşasıdır.

Tarihin kaydedeceği "önder" kişi, gelecekle gençliği buluşturup yol arkadaşı yapabilendir. Gençliği dikkate almayan, gençliği geleceğin tasarımına yönlendiremeyen, "hal"le yetinen, "hal"deki başarı veya başarısızlıklarla meşgul olan, adeta millet ömru için bir "an" hükmünde olan günlük bu meşguliyetlerin içinde boğulanlar sıradanlaşır ve tarihe mal olamazlar. Zaman onları daha yaşadıkları dönemde öğütür ve millet hafızasına kaydetmez. Bu tip kişiler, ancak bir neslin hafızasını işgal edebilirler ve ikinci nesil onları hatırlamaz bile.

Buna karşılık gençlikle geleceği yol arkadaşı yapan "önder" kişiler ise degil ikinci nesil, nesiller boyu hatırlanırlar. Ancak bu tip kişiler, milletin hafızasında yer edebilirler.

Milletin hafızasında ve tarihin sayfalarında kaydedilen kişiler, sıradan genel başkanlar veya sıradan liderler değildir; bunlar örnek, önder ve öncu liderlerdir. Bunlar, vizyon sahibi; aklı ve bilgiyi rehber alan; cesur, kahraman, yürekli; tok gözlü; haramı, helalı bilen; dürüst, özü- sözü doğru olan; sabırlı, aceleci olmayan; mutekebbir olmayan; öfkeli ve hevesli olmayan; menfaat beklemeyen; asil soy, temiz nesil olan kişiliklerdir.

İste ancak böyle kişilikler, gençlikle geleceği birleştirebilir ve ancak böylelerine lider denebilir.

Lider odur ki, gelecek kuşaklarca anılmalı ve özlenmelidir. Lider odur ki, nesillerin inşasıyla meşgul olandır. Lider odur ki, "hal"in değil, geleceğin tanzimine kafa yorandır. Lider odur ki, milletini geleceğe hazirlayandır.

Ya Allah! Bismillah! Allahu Ekber!

Yeni OSMANLI

 
Yeni Osmanlı sohbet gurubu

İletişim

YazarlarImIz

Ali Haydar Göksel

Burçin Demirel Erçetin



Önemli Sözler

''Affetmek, intikam almaktan daha iyidir.''
(Pittakos)

''Acele Şeytan işidir.
Ama beş yerde öyle değildir; Misafire yemek yedirmekte, namazı vaktinde kılmakta, tövbe etmekte, kız evlâdı evlendirmekte, ölüyü defnetmekte.''
(Hâtem-i Esam)

''Hiç bir şey icat edilmedi, yeniden keşfedildi.''
(Rodin)